ana sayfa > Aykut Can Kinayer (Bağımsız Temsilci) > Hayatınız Kimin Elinde? Sizin mi yoksa…

Hayatınız Kimin Elinde? Sizin mi yoksa…

aykutNeden insanlar başkalarının sözlerini dinler? Bir karar vermesi gerekirken neden hep başkalarına bağımlıdır? Hiç düşündünüz mü?

Network hayatımda birçok kez “bir başkasına danışayım” cümlesini duydum.

Bir başkası diye tanımladığımız kişilerse, anne, baba, abi, dayı, hala, sarı çizmeli Mehmet ağa, hatta karpuzcu ismet abi bile olabilir… Aslında bu kötü niyetli bir yaklaşım değil. Peki bu danışılan kişiler kimler ve hangi konu danışılıyor?

Kime danışılıyor?

En çok yapılan yanlışlardan biri de bize en yakın insanları her konuda uzman sanmamız.  Evet o bizim için en iyisini bilir ama danıştığımız konuya hakim olması da önemlidir. Bizi tanıyor ama bahsettiğimiz konu hakkında ne kadar bilgi sahibi? Bahsettiğimiz konuda bilen insanlarla oturup konuşmuş mudur? Onlarla ne kadar fikir alışverişi yapmıştır? Konunun içine girmiş mi yoksa sadece dışarıdan mı gözlemlemiştir? Bu sorulara verilen cevap hayır ise ve biz hala gidip onlara o konuyu anlatıp fikir danışıyorsak ve işin kötüsü bunu da uyguluyorsak burada bir yanlış var demektir. Bir doktor olduğunuzu düşünün, bir hastalık var ve tanı koymanız gerekiyor, fakat şüphelendiğiniz 2 türlü hastalık var. Bunu gidip en yakınım olan anneme ya da babama sormam ne kadar mantıklı dersiniz? Telefonunuz bozulduğunda babanız eczacı olduğu halde, o bilir diye telefonu babanıza mı gösteriyorsunuz J İnternette artık her konuda araştırma yapabileceğimiz bilgiler varken, danışacağımız konuda uzman birilerini de tanıyorsak neden sadece yakınımız olduğu için konu hakkında bilgisi olmasa da onlara danışıyoruz?

Neden danışıyorlar?

Çünkü insanlar kendi hayatlarını etkileyecek bir şeye tek başına karar vermenin sorumluluğuna girmek istemezler. Eğer danışmadan hareket ederlerse bu kararın yanlış olması durumunda tek sorumlu kendileridir. Ama başkalarının onların yerine verdiği kararı uygulamak sorumluluk gerektirmez ve yanlış olsa da kendisiyle ilgili değildir. Her zaman suçlayacak birini bulmaları ve hatalarını yükleyebileceği biri hazırdır. Kendisini dolaylı olarak suçsuz göstermiş olur ve bu en kolayıdır çünkü risk almak onlar için inanılmaz korkutucudur.

Peki şu soruyu kendilerine hiç soruyorlar mı?: “Her an, her saniye ölebilme ihtimalinin olduğu bu hayatta yaşamak bile çok büyük bir risk değil midir?

Onların yaptıkları tek şey avcı tarafından avlanmak üzere olan bir deve kuşunun kafasını kuma gömmesi gibidir. Bizler insanız, bizler bireyiz, bu hayat bizim ve hayatımızdaki kararları sadece başkalarına danışarak (ki konunun uzmanı olmuyorlar genelde) verme zamanı geride kaldı.

Bu hayat bizim, mutluluğunu da ızdırabını da yaşayan bir tek biziz… Artık hayatımızın sorumluluğunu elimize alalım. Unutmayalım ki bu bizim filmimiz.

Bu konuyla ilgili çok sevdiğim ve okudukça gülümseten bir cümleyle yazımı bitirmek istiyorum;  “Eğer hayatınızı başkalarının yönetmesine göz yumarsanız, daima birilerine oyunculuğunuzu beğendirmek zorunda kalırsınız”.

 

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someoneShare on Google+0
  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok