ana sayfa > Nalan Esendemir (Editör), YAZARLAR > Bilmediğiniz Bir Şey Var… SİZE İNANIYORLAR!!!

Bilmediğiniz Bir Şey Var… SİZE İNANIYORLAR!!!

19137_218989139356_5931776_nBana dünyada en zor şey nedir diye sorsalar sanırım ilk cevabım inanç olur… Kendinizi aştığınız bir durumdur aslında inanç. O olmadan bir hiç olduğunuzun farkında mısınız bilmem ama dünyanın azımsanmayacak kadar büyük bir oranı en çok bu konuda fakirdir diyebilirim… İnanç sizi bağlandığınız şeye hapseden bir şeydir ki hapsedilmekten bu kadar haz duyduğunuz başka ne olabilir? İnandığınız şeyin sonucunda yaşadığınız o tarifsiz başarma duygusu eşsiz geliyor değil mi? Uğruna her şeyi göze alabildiğiniz bir inancınız var mıdır? Bunu hiç düşündünüz mü?  Düşünmediyseniz yazının sonunda belki bunu isteyebilirsiniz.

Kim olduğu önemli değildir insanın, önemli olan içindeki potansiyeli keşfetmesidir.  Bunu yapabileceğine inandığında ise harekete geçmesidir. Davranışlarınız sizin ne kadar inançlı olduğunuzu gösterir.  Nasıl keşfedersiniz bilmem ama çevrenize karşı biraz ilgili olursanız bunu size hissettirecek birileri olabilir. Seni “sen” olmaktan öteye taşıyan bir el mutlaka vardır. Buna belki çok yakınsın ama sen başka yöndesindir ve bu yüzden göremezsin. Hayata karşı başka bir yönde duruş sergilemen gerekebilir.  Bırak kendine yapamazsın demeyi, başkaları  senin yapabileceğini biliyor bile. Kendinden başka tartışacak kişilerin de olmalı hayatta. Söz hakkını onlara ver… Ve seni dışarıdan gözlemleyen, öz eleştiri yapamadığın kadar seni gören insana kulak ver. İnancını belki de kafa sesin engelliyordur…Öyle ya en çok kendimizle konuşuruz. Kendi kendimizi engelleriz bazen.

Hadi harekete geç… Karşında sana inanan bir kişi değil bir topluluk var… Aynı yolda yürüdüğün, aynı kafelere girip zaman geçirdiğin, geceni gündüzüne katıp dertleştiğin, sırlaştığın, en zor anında omzunda elini hissettiğin ve senin en iyisi olmanı isteyen buna destek veren insanlar… Onlar sana çoktan inandı ve bu yüzden onlarlasın… Yoksa sen hala kuşku mu duyuyorsun? Sana inandıkları kadar kendine inanmadığın için mi, yoksa uğruna tutsak olmayı göze alamadığın bir dayanağın olmadığı için mi? Niçin buradasın, neyi başarmak istiyorsun? Ne diyor kafa sesin, pes et mi yoksa savaş mı? İkisini de seçmekte özgürsün tabi… Ama özgürken bile inanç gerekir unutma. Düşünsene bir yola çıkıyorsun, uzun bir yola. Tek başınasın zor anlarında bile yapman gereken tek şey o yolu bitirebileceğine inanmak. Yoksa zaten o yolu yürümeyi bırakırsın, vazgeçersin.

Vazgeçersen de özgürsün aslında.  O uzun yolda öleceğini kabullendiğin ve inandığın için… İşte bu yüzden inanmak hapsolmaktır. Neye inanırsan ona hapsolursun. Öyleyse neden kötü sonuca inanasın… Kendini tavuk sanan kartalın hikayesini hemen hemen herkes bilir. Hatırlatırsak hikaye şu şekilde;

    Amerikan bir Kızıl derili bir kartal yumurtası bulup onu kır tavuklarının yuvasına koyar.
Kartal yumurtadan çıkar civcivlere katılır. Tabii muhteşem renkleri, iri ve güçlü kanatlarıyla diğerlerinden farklıdır, ama diğer tavuklardan biri olduğuna inanarak büyür. Pislikleri eşeler, tohumları gagalar, gıdaklar, birkaç santim zıplayıp yeni bir şey gagalamak için kanatlarını döver. Çünkü tavuklar böyle yapıyordur.
Bir gün gökyüzüne bakar ve inanılmaz bir yetenekle yelken uçuşu yapan muhteşem bir kuş görür: ”Ne güzel bir kuş ! Nedir bu? “ diye sorar.
“O bir kartal“ cevabını verir tavuklardan biri, “bütün kuşların reisi. Ama aklına getirmeye bile kalkma, asla onun gibi uçamazsın.”
Sonunda kartal bir kır tavuğu olduğunu düşünerek ölür.

“Yenildiğine inanırsan, buna uzun süre inanırsan sonunda yenilgi bir gerçek olur.”

İçinde bulunduğunuz durumu kabullenerek bir yere varamazsınız. Bir şeyler değişmeli, değiştirmelisiniz. Bunun için de önce kendinize bir inanç kaynağı bulmalısınız. Neye inanmak istiyorsunuz? Yapabileceğinize, ileriye gidebileceğinize, en iyisi olabileceğinize, çevrenizdeki herkesi etkileyebileceğinize, parmakla gösterileceğinize mi? Her neye istiyorsanız, ama sonunuzu kötü yazmayın. Hikâyeler kötü bitmek zorunda değil. İnandığınız ölçüde yaşarsınız… Tercih sizindir her zaman. İnanmak yapmak zorunda olmayı gerektirir. İnanıyorsanız harekete geçin ve size yol gösterenlere kulak verin…

Bir küçük hikayede inanç üzerine olsun;

    Bir yaz mevsimi, kuraklık küçük bir köydeki ekin için tehdit oluşturmaya başladı. Sıcak bir pazar günü Hoca cemaatine şöyle dedi ” Bizi yağmur duasından başka hiçbir şey kurtaramaz. Eve gidin, dua edin, inanın ve gelecek pazar Allah yağmur yağdıracağı için hazır olarak gelin.”

     İnsanlar kendilerine söylenenleri yaptılar ve bir sonraki pazar camiye geldiler. Ama hoca onları görür görmez kızdı.

”Bugün dua edemeyiz. Henüz yeterince inanmıyorsunuz” dedi.

”Ama..” diye itiraz ettiler , “Dua ettik ve gerçekten inanıyoruz.” “İnanmak mı?” diye sordu hoca: “O zaman nerede şemsiyeleriniz?”…

İnancınız bereketli olsun…

 

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someoneShare on Google+0
  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok